Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağu 2012

Fenerbahçe - Spartak Moskova Maçı Hakkında

Elendik... Olsun elenelim...

Yeter ki sahaya yüreğini koyan çubuklular olsun.

Aslında dün o da yoktu; sahaya isteği, arzuyu yansıtacak çubukluları aradı gözlerimiz. İlk yarı "yeter" dedirtti oynanan futbol. İkinci yarı ise istek vardı ama yine "Ruh" yoktu sahada.

Bunlar her zaman olur. Bir takım şampiyonluğa oynarken, ertesi sene kümede kalma savaşı verebiliyor.

Amaaaaa...

Hayatını Fenerbahçe'ye adamış insanları fütursuzca eleştirmek, eleştirisini ağır hakaretler ile süslemek, taraftar kisvesine bürünmüş gündelik futbol seyircisinin bir alışkanlığı oldu. Gerçi herkesin şoför, bakan hatta başbakan, eleştirmen, köşe yazarı, yorumcu olduğu bir ülkede bunun olmaması imkansız.

Aykut Hoca da Selçuk Şahin de hayatlarının orta yerine koymuş Fenerbahçe'yi.

Selçuk Şahin boş mukaveleye imza atabilecek kadar gönül vermiş bu takıma. Çok kötü oynadığı maçta Galatasaray'a metrelerce uzaktan attığı golde deli gibi sevinenler, iki-üç-beş pas hatası yaptı diye onu yerin dibine sokmakta bir sakınca görmüyorlar.

Galibiyet Fenerbahçe'nin galibiyeti olurken, mağlubiyet neden futbolcuların oluyor! Mağlubiyette galibiyette Fenerbahçe'nin.

Aykut Kocaman'a gelince geçen sezon takımının en önünde onur mücadelesi veren Kocaman Yürekli adam, bu sene elinden geleni yapamıyor olsa da 5 maçlık kötü sonucun, rakibe giden kupanın, Şampiyonlar Ligin'den elenmenin  tek mimarı değildir. Gündelik taraftar (ki bunlar kulübün müşterileri) alay ederek, küfrederek, bu insana değil kendilerine yazık ediyorlar. Vefa gösterilmesi gerekirken böyle bir utanca sebebiyet vermeleri aslında ne kadar cefakar taraftar olamadıklarının bir göstergesi.

Kimse eleştirilmesin demiyorum ancak eleştirirken kutsal olan armaya ve onun gölgesinde armaya hizmet eden adamlara biraz daha saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum.

Son söz ise Dirk Kuyt'a...

Yenilgide, galibiyette, beraberlikte, iyi oyunda, kötü oyunda sonuç ne olursa olsun her maçın sonunda taraftarı alkışlayarak ne kadar da bu formaya yakışır olduğunu gösteriyorsun. Fenerbahçe'nin senin gibi ADAMlara ihtiyacı var. Helal olsun.

Dirk Kuyt  Kadıköy Oto Sanayi  Working Class Hero
Okul Açık C Blok  Vamos Bien 

9 Ağu 2012

FENERBAHÇE NERDEYSE, BİBER GAZI ORDADIR !!!

Dün Fenerbahçemiz serin bir galibiyet aldı.

Kah iyi oynadı, kah kötü, ama turu atladı. Saha içine söylenecek sözü olan insan çok iken ben es geçmeyi tercih ediyorum. Ne de olsa sahada ki futbol değil bizi Fenerbahçeli yapan.

Dün 150 civarında taraftar vardı, Fenerbahçe için gırtlak patlatan, desteğini esirgemeyen... Türkiye'de kalan bir çoğumuzda her gidemediğimiz deplasmandaki gibi orada olamamanın burukluğunu yaşadık belki...

Hani diyoruz ya: Orda burda şurdadır / Şurda burda ordadır / FENERBAHÇE NERDEYSE / TARAFTARI ORDADIR.

Belki binlerce Fenerbahçeli yoktu dün tribünlerde ama yine doldu bize ayrılan kısım... VE Tabii
Fenerbahçeliler oradayken, dili, dini, ırkı fark etmez poliste orada olmalıydı... Rumen Polisi de oradaydı, epey yüklü ve öfkeli gelmişler anlayacağımız. Gazetelerden okuduğumuz kadarıyla maç önceside taraftarımıza ufak çaplı bir sataşma olmuş Vaslui taraftarınca ancak polis oraya geç gelmiş... Neyseki olaylar büyümemiş.

Dakika 34'ü gösterdiğinde çoştu Fenerbahçe tribünleri, Rumen televizyonu da yer verdi görüntülere... Meşaleler yakıldı, İstanbul ve Fenerbahçe sesleri yükseldi tribünlerden. Bir ara kameralar sahaya döndü, tekrar deplase tribününü gösterdiğinde bir karşıklık gördük, bir çok kişi öksürüyordu; hepimizin aklına o an şu gelmiştir: " Yine biber gazı sıkıyorlar". Çağlayan'da, Köprü'de, Kadıköy'de, her yerde karşımıza çıkmamış gibi bu seferde Romanya'da ki taraftarımızın karşısına çıkmıştı.

Üstelik 2 taraftarımız da göz altına alınmış. Neden alınmış, niye alınmış belirsiz. Çok merak ediyorum, yabancı bir ülkede,hiç bilmedikleri bir şehir ve stadta, üstelik kendilerine ayrılan -taş çatlasın 300 m2- kapalı bir alanda göz altına alınacak kadar büyük ne suç işlediler?? !!!

Maalesef  bu olaydan şunu anlıyoruz ki A.C.A.B, her yerde A.C.A.B... Ülkeler değişiyor, soluk mavi gömleklilerin muameleleri hep aynı. Söz konusu  taraftar olunca (özellikle Fenerhabçe taraftarı), nedense amirlerin, hep çekinmeden kullanabilecekleri yetkileri geliyor akıllarına ve bunu keyfi bir şekilde, dayanağı olmayan sebepler yüzünden fütürsuzca da kullanıyorlar sağ olsunlar. Dün Romanya'daki takımımızı yalnız bırakmamak için orada olan taraftarımızı, evlerinde hissettirdikleri için teşekkür ederiz Rumen Polisi'ne...

Son olarakta, "Her Cefayı Çektik ama Seni Yalnız Bırakmadık" pankartı da sanki yaşananların bir imzası gibiydi.

TEŞEKKÜRLER FENERBAHÇE ve ONUN CEFAKAR TARAFTARI...

31 Tem 2012

Hasret Bitiyor... Fener'in Maçı Var!

12 Mayıs 2012'den bu yana tam 2 ay 18 gün olmuş; Fener'i sahada görmeyeli.

12 Mayıs...

O günden sonra ne oldu peki? Ne değişti?

O gece Kadıköy'de yaşananlar neyi değiştirdi?

- Hiç bir şeyi. Sadece biz daha fazla özledik.

Bunun dışında ise;

O gece yaşanan Polis dehşeti, bir çok suçsuz ve üstüne üstlük bazısı Fenerbahçeli olmayan bir çok insanın tam 70 gününü çaldı (Sadece tutuklu yargılananlar değil, tutuksuz yargılananlar da bu eziyeti yakından hissettiler). Sonunda Tribünler, Polise karşı mahkemede bir zafer kazandı ama bu Hasan ve Bilal 'in kaybettiği 2 ay 10 gününe karşılık gelmiyor maalesef, sirenli otomobilde darp edilip, elinde sigara söndürülen Mustafa'nın acısını dindirmiyor.

Ama geçti, gitti, bitti.... Bilmiyoruz.

Aziz Yıldırım her ne kadar Polis'in taraftara karşı olan tutumunu eleştirsede, soluk mavi gömleklilerin stadlardan bir an evvel ayrılması gerekiyor. Aksi taktirde ağır tahrik oluşturan durumlarda her zaman üzerine düşeni yapıyor Çevik Kuvvet.

Örneğin; Okul Açık'ın sahaya açılan kapısını demir çubuklarla açarak, nedensiz yere taraftara gaz sıkarak gerilimin ateşini körüklerken, İstanbul'un başka bir köşesinde sarıya kırmızı olarak cevap veriyor; itaatkar bir şekilde.

Neyse,bu konu uzar gider. (asıl amacım yeni sezonla ilgili bir kaç kelam etmekti, tutamadım kendimi kusura bakmayın.:)

Konuya dönelim.

Yarın Fener sahaya çıkıyor, yeni sezon başlıyor...

Yeni sezon, yeni tribünsel hareketler, enfes goller, kareografiler, havaya kalkan yumruklar...

Hasret bitiyor, sevdamızla buluşuyoruz.

Yarın, stad içinde ilk omuz omuzamızı da yapıyoruz.

5 Maçlık cezadan önce son görüş olacak Saraçoğlu'nda. bu yüzden çok yoğun bir ilgili olması muhtemel.Yeni transferleri ilk önce izlemek için büyük fırsat, üstelik  rakipte nispeten zayıf, ama tur garanti değil.

Başkanın özgürlüğünün de hem tribünlere hem de sahaya yansıyacağı aşikar ; geçen senenin hırsına, azmine, birlik ve beraberliğine çok şeyler katılacaktır kesinlikle.

Bu seneye dair şu notu da düşmeden olmaz, bu sene tüm tribün grupları Okul Açık'ta toplanacak. Umarım herkes için hayırlı,kazasız belasız,sıkıntısız bir tribün olur.

Umarım her vurduğumuz gol olur.

Vamos Fener. Amin.